$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Üzer ”Kardeşliğin Bitmediği Ülke TÜRKİYE”

Üzer ”Kardeşliğin Bitmediği Ülke TÜRKİYE”
  • 06.03.2017
  • 1.214 kez okundu

Gece saat 01.00’da yola çıktık. Yollar sisliydi ve orada neyle karşılaşacağımızı bilmediğimiz için herkeste bir tedirginlik hali mevcuttu. Tedirginliğimizi azaltan şey ise işlerindeki uzmanlıkları ortada olan İHH ekiplerinin telkinleri oldu. Samsat’a ulaştığımızda saat sabaha karşı altıydı. Koordinasyon merkezini ararken karşılaştığımız güvenlik görevlilerine adres sorduğumuzda kendilerini takip etmemizi istediler. Koordinasyon merkezine ulaştıktan sonra,  çay içip bir şeyler yiyebileceğimiz bir yer olup olmadığını sorduğumda ise depremin boyutunu anlatan çok çarpıcı bir yanıt almıştım. Ne açık bir dükkanın ne de geçim derdinde tek bir esnafın bile olmadığını anlamıştım polis memurunun verdiği cevaptan. Tüm bölge halkı sevdiklerinin, ailelerinin, dostlarının ve kendi canlarının derdine düşmüşlerdi.  En azından, birkaç saat sonra demlenecek çay ile içimizi ısıtabilecek olma düşüncesi bile bu can pazarı içerisinde bir nebze içimizi rahatlatmaya yetti.

Araçları güvenli bölgeye aldıktan sonra üzerimizdeki yol yorgunluğunu atabilmek için gözlerimizi kapatmaya karar verdik. Ancak dakikalar içerişimde hissedilen artçı sarsıntılar buna imkan vermiyordu.  O andan itibaren hissedilen şey yorgunluk ya da uykusuzluk değildi. Korku, heyecan, panik ya da tarif edilemeyen farklı bir duygu… Henüz hava aydınlanmamıştı. Yakınlardan gelen jeneratör sesine doğru yürümeye başladım. Jeneratör, Kızılay’ın servis aracında çay demlemek için çalıştırılmıştı. Günün aydınlanmasına daha vardı. Yaşlarının benden küçük olduğunu tahmin ettiğim iki tane genç servis aracının arka bölümde çay yapıyorlardı. Selamlaşıp tanıştık. Neden bu kadar erken kalktıklarını sorduğumda ise gözlerinden bir parça ezilmişlikle birlikte depremzedelerin içini ısıtabilecek olmanın gururu okunuyordu. İnsanlar gelmeye başlamadan hazırlıklarımız bitsin, havalar soğuk oluyor içleri ısınsın cevabı ise bu fedakarlığa duyulması gereken saygının ne kadar büyük olması gerektiğini hissettirdi bana. Gözlerinden hala uyku süzülüyordu. Ancak akıllarında paha biçilmez bir görev bilinci mevcuttu.

Saatler ilerliyordu Samsat’ta hava aydınlanmıştı, kalabalık çoğalmaya başlıyordu yavaş yavaş. Ekip arkadaşlarımız uyuyorlar ben ise Göksun İHH başkanı Hakan Çokaklı ile yakın alanlarda incelemelerde bulunuyorduk. Koordinasyon merkezine geri dönmüştük. Kızılay’ın çay servis aracı Kaymakamlık bahçesinin önündeydi. Çay almak için sıraya girdikten sonra çayımızı aldık ve bir iki adım geri çıktık. O esnada daha önce hiç yaşamadığım bir sarsıntı meydana geldi. Sarsıntının şiddeti hakkında fikrim yoktu ancak o an hissettiğim duygu karmaşasını tarif etmem çok zor. Sarsıntı devam ederken topluluk içerisinde bir hareketlilik oldu. Bu hareketliliğe anlam veremiyordum sanırım sarsıntının şiddeti şoka girmeme sebep olmuştu.  Bu dramatik olay depremzedelerin neler yaşadıklarını anlayabilmemde derin etkiler yarattı. Saatler içerisinde birkaç kez daha artçı sarsıntılar hissedildi. Bu durum ve ruh hali içerisinde, olanlardan ve olacaklardan büyük endişe duyuluyordu.

Göksun İHH ekibiyle  birlikte yaptığımız incelemelerde karşılaştığımız vaziyet içler acısıydı. geziye çıktık. Binalar yıkık dökük, etraf terkedilmişçesine ıssız ve tedirginlik solunan havadan bile hissediliyordu.  Depremi yaşamadan ne büyük bir trajedi olduğu hakkında ahkam kesmek hiç de kolay olmuyor. Samsat’ta deprem olduğuna dair edindiğimiz ilk bilgilerde can kaybı olmadığı ifade ediliyordu. Can kaybı olmadığını öğrenmek insanda derin bir rahatlama hissi uyandırıyordu. Ancak deprem bölgesinde yaptığımız incelemelerde şahit olduğum insanlık dramı, en az can kaybı kadar sarsıcı ve dramatik bir hadiseydi.

İlçede yaptığımız incelemeler esnasında küçük bir çocukla karşılaştık. Çocuğun yüzündeki masumiyet gözlerindeki korku ve acı ile harmanlanmıştı adeta. O masum yüzü okşarken ufaklığın dilinden Rabbim devletimizin yokluğunu vermesin sözcükleri dökülüyordu. Bu sözcükleri duyunca bir anlığına da olsa şahit olduğum acının yerini güzellikler kaplayıvermişti.  yüzünü okşadım abi dedi. Bu söz üzerine içimde kopan fırtınaları dile getirmeye çalışmak istedim, ancak bu anın güzelliğine halel getirmemeliydim. Amin aslanım deyip saçlarını okşadım ve incelemelerimize kaldığımız yerden devam etmeye koyulduk. Çevrede deprem çadırları, AFAD ekipleri ve ülkenin dört bir yanından gelen gönüllüler çalışmalarını yürütüyordu. Deprem alanında tam bir seferberlik ve dayanışma ruhu hakimdi. Sosyal statüsü, mesleği, yaşı ne olursa olsun herkes bir işin ucundan tutmaya çalışıyordu. Mili eğitim müdürlüğünün çağrısı üzerine bir çok eğitimci elinden geldiği ölçüde çalışmalara katkı sunuyordu.

Saat 12’ye yaklaşıyordu, gezi sırasında telefon geldi ve İHH Göksun ekibini yemek dağıtımı için koordinasyon bölgesine çağrılmıştı. İncelemelerimize ara vererek bölgeye döndük. 4 arkadaşımız farklı köylere yemek dağıtımına gitmişlerdi. Biz de kendi aracımızla hasarlı köylerde incelemeler yapmak için yola çıktık. Deprem yerleşim yerlerinden sonra en çok zararı yol ve kaldırıma vermişti. İlk depremden dolayı ilçede bazı bölgelerde su hatlarında oluşan hasardan dolayı sular kesikti. Tüm bu olumsuzluklara karşın bölgede hiç kimsenin su sıkıntısı yaşamaması için hummalı bir çalışma yürütülüyordu.

İncelemelerimizin sona ermesinin ardından yemek dağıtımında görevli ekip arkadaşlarımızın yanlarına döndük. Ekip arkadaşlarımızın görüş ve düşüncelerini öğrenmeyi de önemsiyordum. Birlik ve beraberliğin en üst seviyeye ulaştığı bu ortamda İHH ve Kızılay bölge insanının ve deprem bölgesinde çalışan çalışmayan herkesin gıda ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yoğun bir emek içerisine girmişler ihtiyaçtan fazla bir kapasiteyle yemek yapım ve dağıtımı için çaba sarf etmişlerdi. Deprem bölgesinin her noktasına ekipler tarafından yemek dağıtımı kapı kapı gerçekleştirilmişti. Bu durum karşısında duygulanmamak ve sergilenen emeğe saygı duymamak imkansızdı.  Öğlen yemeğini dağıtıldıktan sonra bu kez de akşam yemeği için çalışmalar durmaksızın devam ediyordu. Saat dört civarında ise yine aynı şekilde, aynı azim ve çalışkanlıkla akşam yemeği dağıtımına başlanmıştı.

Deprem bölgesine, tüm ülkede hissedilen acı üzerine geçmiş olsun dileklerimizi ilettikten sonra bölgeden ayrıldık. Ayrılırken aklımda iki husus büyük yer edindi. Bunlardan ilki, yaşanan afetin bölge halkı üzerinde hissettirdiği tarifi imkansız durum; ikincisi ise devletimizin büyüklüğü ve bitmeyen kardeşliği idi. Rabbim devletimizin yokluğunu göstermesin.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ